Her sabah köyün girişindeki

Her sabah köyün girişindeki yol kenarına bir sandık koyuyorum.
Domateslerimi, biberlerimi tek tek diziyorum. Geçen arabalar durur mu durmaz mı diye değil…
bir gün birinin tanıdık çıkıp çıkmayacağını merak ederek bekliyorum.
Benim adım Hüseyin Karaca.
Yıllarca toprağı ektim, biçtim.
Bir karım vardı, bir de tek oğlum…
Hayattaki her umudumu ona bağlamıştım.
Oğlum şehre gittiğinde gururluydum.
“Okusun, bizim gibi sürünmesin” dedim.
İlk zamanlar aradı, sordu.
Sonra aramalar seyrekleşti…
Sonra sadece para için aramaya başladı.
Bir gün önüme kâğıtlar koydu.
“Baba imza at, yatırım yapacağız” dedi.
Evladım dedim, okuma gereği duymadım.
Çünkü insan bazen en büyük hatayı en güvendiğine yapıyor.
Meğer oğlum yıllardır kumar bağımlısıymış.
Ve ben…
Kendi ellerimle
tarlamı, evimi,
karımın hatırasını
bir imzayla kaybetmişim.
O günden sonra oğlum ortadan kayboldu.
Ben ise bu yol kenarında kaldım.
Bazen domates alan biri “kolay gelsin amca” diyor.
Bazen kimse durmuyor.
Ama her araba yavaşladığında
kalbim hâlâ aynı şeyi soruyor:
“Acaba bu sefer o mu?”
Geçen gün telefonuma yıllar sonra bir mesaj geldi…
Sadece tek bir cümle yazıyordu.
Ve işte o cümle…
Her şeyi yeniden sorgulamama neden oldu. DEVAMI SONRAKİ SYFADA..

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir